Şu sıralar gönüllerde ve dillerde sık sık zikredilen yapay zeka kelimesine rast geliyorsunuz muhtemelen. Ödevleri yaptığımız, yemek tarifi sorduğumuz, sorunlarımızı konuştuğumuz hatta işimizi elimizden alacağı söylenen işte o doğal olmayan yapay zeka…
Bu teknolojiler hayatımızın merkezine yerleşirken, çoğumuz onların nasıl çalıştığını, ne zaman güvenilir olduğunu veya hangi riskleri taşıdığını gerçekten biliyor muyuz?
Yapay zeka okuryazarlığı üzerine biraz konuşalım istiyorum.
Yapay zeka okuryazarlığı nedir?
Kavram, yapay zeka sistemlerini, bu sistemlerin ürettiği çıktıları ve beraberinde getirdiği riskleri eleştirel bir bakış açısıyla anlayabilme yeteneği olarak tanımlanabilir. Hemen ekleyeyim, yapay zeka okuryazarlığı aslında dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığının yakın akrabası olarak görülebilir.
Medya okuryazarlığı bize bir haberin kaynağını sorgulamayı, bir görselin manipüle edilip edilmediğini kontrol etmeyi öğretiyorsa, yapay zeka okuryazarlığı da bir yapay zeka çıktısının ne kadar güvenilir olduğunu, nasıl üretildiğini ve hangi amaçlarla kullanıldığını sorgulamamızı sağlıyor.
Yani yapay zeka okuryazarlığı, teknolojiyle ilgili bilgi sahibi olmaktan öte, bu teknolojiyi sorumlu, bilinçli ve güvenli bir şekilde kullanabilme kapasitesini ifade ediyor.
Neden önemli?
Yapay zeka okuryazarlığının neden kritik bir beceri haline geldiğini anlamak için günlük hayattan birkaç örneğe bakmak yeterli. Büyük dil modelleri, kulağa ne kadar inandırıcı gelse de, bazen tamamen yanlış bilgiler üretebiliyor.
Yapay zeka, sadece metin üretmekle kalmıyor; artık gerçekçi videolar, ses kayıtları ve görseller de üretebiliyor. Deepfake teknolojisi sayesinde bir kişinin hiç söylemediği sözleri söylüyormuş gibi görünen videolar oluşturulabiliyor.
Neleri bilmemiz gerek?
Yapay zeka okuryazarlığının ilk adımı, yapay zeka sistemlerinin temel çalışma prensiplerini kavramaktan geçiyor. Örneğin ChatGPT gibi büyük dil modelleri, kelimelerin birbiri ardına gelme olasılığına göre cevaplar üretiyor. Eğitim verileri içindeki kelime örüntülerine bakarak bir sonraki en olası kelimeyi seçiyor. Bu yüzden "Türkiye'nin başkenti..." dediğinizde neredeyse her zaman "Ankara" yanıtını alıyorsunuz. Ancak bu mekanizma aynı zamanda yapay zekanın zayıf noktasını da ortaya koyuyor.
Yapay zeka okuryazarlığının önemli noktası, yapay zekanın ürettiği içerikleri körü körüne kabul etmek yerine eleştirel bir gözle değerlendirmekten geçiyor. Dijital medya okuryazarlığı konusunda “internette gördüm doğrudur” yaklaşımı nasıl tehlikeliyse bu konuda da “yapay zeka söyledi, doğrudur” yaklaşımı aslında sorunlu noktayı işaret ediyor.
Yanlılık, yapay zeka kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli kavramlardan biri. Yapay zeka modelleri, önyargıları öğrenebilir ve bu önyargıları çıktılarına yansıtabilir. "Veri zehirleme" de teknik riskler arasında yer alıyor. Kötü niyetli kişilerin yapay zeka sisteminin eğitim verisine kasıtlı olarak yanlış veya zararlı bilgiler eklemesiyle çıktılar manipüle edilebilir.
Son olarak, yapay zeka okuryazarlığı sadece teknolojiyi anlamak ve risklerini fark etmekle sınırlı değil; aynı zamanda bu teknolojiyi etik bir şekilde kullanmayı da kapsıyor. Yapay zekaylaüretilen içeriklerin şeffaf bir şekilde belirtilmesi, etik kullanımın temel prensiplerinden. Yani bir gazeteci, haberinde yapay zeka kullandıysa bunu okuyucularına açıkça belirtmeli.
Yapay zeka bundan sonra şart
Yapay zeka okuryazarlığı, artık 21’inci yüzyılın en temel becerilerinden biri haline geldi. Okuma yazma bilmek nasıl modern toplumlarda var olmanın ön koşuluysa, yapay zeka okuryazarlığı da dijital çağda bilinçli bir vatandaş olmanın vazgeçilmez şartı. Yapay zekadan kaçmak veya onu tamamen reddetmek gerçekçi ve mantıklı bir yaklaşım değil. Ancak bu, yapay zekayı sorgulamadan kabul etmemiz gerektiği anlamına da gelmiyor. Tam tersine, yapay zekayı eleştirel bir gözle anlamak, onun sınırlarını bilmek ve bilinçli bir şekilde kullanmak, hem kendimizi hem de toplumu korumak için şart.